başkanlık sistemi türkiyede uygulanabilirmi tez

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1. BÖLÜM

İÇİNDEKİLER

TÜRKİYE VE BAŞKANLIK SİSTEMİ

GİRİŞ

1. BAŞKANLIK SİSTEMİNİN DOĞUŞU VE TEMEL ÖZELLİKLERİ

2. BAŞKANLIK SİSTEMİNİN TANIMI VE TEMEL UNSURLARI

2.1 Yasama ve Yürütme Organları Arasında Sert Bir Kuvvetler Ayrılığı

2.2 Yürütme Organının Etkinliği

2.3 Kuvvetlerin Birbirini Kontrol Etmesi

3. BAŞKANLIK HÜKÜMETİNDE YETKİLİ ORGANLAR

3.1 Başkan ve Seçimi

3.2 Başkan Yardımcısı

3.3 Kongre ve Seçimi

3.4Federal Mahkeme.

4. BAŞKANLIK SİSTEMİNİN YAPISI VE İŞLEYİŞİ

4.1 Başkanın Yetkileri

5.TEMSİLCİLER MECLİSİNİN YETKİLERİ

6. SENATONUN YETKİLERİ

7. PARLEMENTER SİSTEM

8.BAŞKANLIK VE PERLEMENTER SİSTEMİN DEĞERLENDİRİLMESİ

8.1 Başkanlık Sisteminin Değerlendirilmesi

8.1.1 Güçlü Yanları

8.1.1.1 Zayıf Yanları

8.2Parlementer Sistemin Değerlendirilmesi

8.2.2 Güçlü Yanları

8.2.2.2 Zayıf Yanları

2.BÖLÜM
TÜRKİYE’DEKİ DURUM

1. TÜRKİYE’DE TARTİŞMALARIN BAŞLAMA SEBEPLERİ

1.1 Psikolojik Etken

1.2 Siyasal Etken

1.3 Medyatik Etken

1.4 Muhik Sebepler

2.BAŞKANLIK SİSTEMİ TÜRKİYE’DE UYGULANABİLİRLİĞİ

2.2 Çözüm Önerileri

3. BAŞKANLIK SİSTEMİNİN ÇARE OLMASI

3.1 Başkanlık sisteminin Türkiye’de Yürütmeye İstikrar Kazandırması

3.2 Başkanlık Sisteminin Türkiye’de Yürütmeye Etkinlik Kazandırması
4.
RASYONELLEŞTİRİLMİŞ PARLAMENTERİZM

 4.1 HÜKÛMETE İSTİKRAR KAZANDIRMAYA YÖNELİK ARAÇLAR

4.2 HÜKÛMETE ETKİNLİK KAZANDIRMAYA YÖNELİK ARAÇLAR

Rasyonelleştirilmiş Parlâmentarizm Araçlarının Çözüm İçin Yeterliliği

5.YENİ BİR HÜKÛMET SİSTEMİ ÖNERİSİ: “KARARNAMELİ BAŞKANLIK SİSTEMİ”
SONUÇ
KAYNAKLAR

 

 

 

TÜRKİYE VE    BAŞKANLIK      SİSTEMİ


GİRİŞ

               Türkiye uzun yıllardan beri istikrarsız ve zayıf hükümetler tarafından yönetilmektedir.
Ülkemizde uygulanan parlâmenter sistemin istikrarlı ve etkin hükümetler yaratamadığı artık ortadadır. Buna bağlı olarak yeni sistem önerileri gündeme gelmiştir, alternatif çözüm       önerileri sunulmaktadır. Biz bu tezde, öncelikle başkanlık sistemini teorik olarak açıklayıp, başkanlık sisteminin güçlü ve zayıf yanlarını ortaya koyacağız. Daha sonra parlamenter sitemi aynı şekilde teorik olarak açıklayıp, güçlü ve zayıf yanlarını ortaya koyacağız. Türk parlâmenter sisteminin sorunlarına değinip, Türkiye’de hükümetlere istikrar ve etkinlik kazandırılması için ortaya atılan görüşleri inceleyeceğiz.

 

1.BAŞKANLIK SİSTEMİNİN DOĞUŞU VE TEMEL ÖZELLİKLERİ

               Amerikan devrimi olarak da bilinen bağımsızlık savası ile 13 Amerikan kolonisi Amerika Birleşik Devletleri adı altında bağımsız bir ülke oldu. Bağımsızlık savaşı 1775’te
başladı 1983’te sona erdi. Amerikan bağımsızlık savaşı sırasında 1981’de yürürlüğe giren konfederasyon sözleşmesi eyaletler arasında oldukça gevşek bir birliği öngörüyordu. Ulusal meclis halktan doğrudan vargı almaya yetkili değildi. Yaptırım gücüne sahiptir merkezi sistem yoktu, çok geçmeden eyaletlerden oluşan bu birliğin yeterince güçlü olmadığı anlaşıldı. Konfederasyon sözleşmesinden hoşnut olmayan George Washington, Alexander Hamil ton ve öteki önderler, 1787’de Philadelphia ‘a yeniden bir kongre toplayarak yeni bir anayasa hazırladılar. Bu anayasa ile federal bir hükümet biçimi benimsendi. Eyalet yönetimleri merkezi hükümeti denetleyebiliyordu. Merkezi yönetimde bütün ulusu ilgilendiren konularda daha geniş yetkilere kavuşmuş oldu. Hükümet yeni anayasaya bağlı olarak 1789’daNewYork’da kuruldu ve George Washington ilk ABD başkanı oldu. Parlamenter sistem gibi tarihsel gelişimin ürünü olmayıp, Konfederasyon maddelerini gözden geçirmek amacıyla 1787 Mayısında Philadelphia’da toplanan kurultayca hazırlanan ABD anayasasıyla getirilen başkanlık sistemi dünyada da en somut örneği ABD’dir. (Soysal Tamer,1997,www.turkhukuksitesi.com) (erişim tarihi:12.01.2008) Başkanlık sisteminin vazgeçilmez özelliği monokratiklik yani tek adamlığıdır. Yasama, yürütme ve yargı kuvvetleri hem organ hem de işlev yönünde birbirinden bağımsız olmakla birlikte aralarında denetim ve dengeye dayalı bir ilişki vardır ama denetim mekanizmasının zayıflığı uygulamada üstünlüğü yürütme kuvvetinde yani başkanda olmasına yol açmıştır.

 

2.BAŞKANLIK SİSTEMİNİN TANIMI VE TEMEL UNSURLARI

               Temsili rejimin hükümet şekillerinden biri olan başkanlık hükümeti kuvvetler ayrılığı
prensibini sert bir biçimde tatbik eden, kuvvetleri birbirine kontrol ettirmekle beraber icra organının üstünlüğünü sağlayan temsili bir hükümet biçimidir. Bu ihtiyaç Başkanlık Rejimi ile gerçekleştirilebilmiştir. Bu tanımlamadan hareket ederek, Başkanlık Hükümetinin temel niteliklerini ve gerçekleştirme vasıtalarını belirlemeye çalışalım (A.Kan-S.Kolaç,1997 s.3)

2.1 Yasama ve Yürütme Organları Arasında Sert Bir Kuvvetler Ayrılığı:

                Yürütme ve Yasama organlarına birbirlerinin taşkınlık eğilimlerini önleyecek yetkiler verilmiştir. Kuvvetler parlamenter sistemin aksine yumuşak olarak değil, sert bir şekilde
ayrılmıştır. Birbirinin yetki sahası sert çizgilerle belirtilmiş yasama organı, yürütme organını düşüremediği gibi yürütme organının da yasama organını fesih yetkisi yoktur. Buna karşılık kuvvetler arasında kurulan kontrol sayesinde organların mevcudiyetleri tehlikeye girmemektedir. Fakat başkanlık sisteminde her ne kadar kuvvetler sert olarak ayrılmış ise de, bu ifrat’a kaçan, yani çok aşırı nitelikte sert değildir. Parlamenter sistemin yumuşaklığına oranla bir sertlik olduğunu kabul etmek lazım.

 

2.2    Yürütme     Organının  Etkinliği:

                İcra organını tek başına Başkan temsil eder. Başkan alelâde bir Cumhurbaşkanı değildir. Eski hükümdarın haşmetini hatırlatacak ve modern diktatörlükleri imrendirecek kadar yüksek otorite ve manevi nüfuz sahibidir. Başkan bu nüfuzunu psikolojik ve hukuki olmak üzere iki kaynaktan alır. Psikolojik kaynak; seçim sistemidir. Başkanlık rejiminde başkan halk tarafından seçilmektedir. Bu bakımdan parlamentoya karşı bir nevi minnet borcu altında ezilen, boynu bükük bir devlet reisi değildir. Zira kendisini bu makama parlamento seçmemiştir. Başkan, parlamentonun alelâde bir politika adamı değil kuvvetli bir partinin en ileride gelen lideri, şahsi bir görüş ve politikaya sahip, halkın güvenini kazanmış bir şahsiyettir. Hukuki kaynağı; Başkanın yüksek otoritesinin hukuki kaynağı, Amerikan Anayasası ve kanunun ruh ve manası dairesinde yerleşen devlet teamülüdür. Başkan, sadece, merasimlerde resmigeçitlerde selamlanan ve ziyaret sofralarında nutuk atan devlet reislerinden değildir. Amerikan Anayasası lüksten ibaret bir devlet reisi istememiştir. İngiltere’de öğrendikleri “Kral hükümet etmez, saltanat sürer” kuralını tersine çevirerek “Kral hükümet eder, saltanat sürmez” şekline getirdiler.

               Başkan Anayasaya göre yalnız federal devlet reisi ve birlik remzi değildir. Aynı zamanda bir başbakandır. Gerçi başkanın yanında bazı bakanlar vardır. Fakat onlar Başkanın sekreteri durumundadırlar. Bunların kendi başlarına hiçbir teşebbüs ve karar yetkileri yoktur. Her biri başkanın emrinde ve onun şahsına bağlıdır. Başkan, sekreterleri hiç bir kayda bağlı olmadan dilediği zaman azleder. Bakanların tayininde Anayasaya göre Senatonun muvafakatini almak lazım ise de, uygulamada Senato, Başkanı serbest bırakmakta, şahsi politikasına yarayacak elemanları seçmesine bir engel çıkarmamaktadır. Bakanların kongreye karşı siyasi sorumlulukları yoktur. Yani bunları kongre düşüremez. Bakanlar yalnız Başkana karşı sorumludurlar. Bakanlar, başkanın sadece memurlarıdır. Bunlar Başkanın istişare (danışma) organı ve icra vasıtası durumundadırlar. Asla bir kabine teşkil etmezler. Hükümetin politikasının istikametini çizmek münhasıran başkana aittir. Başkan bir konuyu görüşmek isterse, bakanları çağırır onların görüşlerini sorar fakat onlara uymayabilir. Hepsi aksi kanaatte olsa bile tek başına kendi istediğini yapar. Vekillerin (bakanların) fikirlerini kabul etmek zorunda değildir. Kendi reyini tatbik eder. Birleşik Devletlerin bütün adli, idari, siyasi ve askeri yüksek amirlerini tayin etmek ve bunlardan yalnız mahkeme üyeleri müstesna diğerlerinin azli de başkana aittir. Gerçi bu konuda Senatonun muvafakati lazımsa da, uygulamada Senato, Başkanın tayin ve azil kararlarına müdahale etmemektedir. Federal Devletin askeri kuvvetleri Başkanın emrindedir. Başkan Amerikan ordusunun başkumandanıdır. Askeri ve siyasi hiç bir karar Başkan istemezse alınamaz. Generalleri ve ordu komutanlarını başkan dilediği gibi tayin ve azleder. Bütün askeri erkân ona karşı sorumludur. Gerçi Başkan, kendi başına savaş ilan edemez; bunun için kongrenin muvafakati şarttır. Fakat bir defa harp ilan edince, Başkan fevkalade yetkiler elde etmekte, başkumandan sıfatıyla harbin sevk ve idaresi ona ait olmaktadır. (A.Kan-S.Kolaç,1997, s. 18)

Sulh ve harpte ülkenin dış siyasetini ve diplomatik münasebetlerini idare etmek; sulh anlaşması yapmak başkana aittir. Amerikan Başkanı, diğer memleketlerdeki devlet başkanlarının sahip olduğu, mesela suçluları af etmek, cezaları hafifletmek gibi yetkileri de vardır. İşte, Devlet Başkanının bu yetkileri nedeniyle, yani yürütme organının yasama organı karşısındaki bu üstün yetkilerinden dolayı bu rejime “Başkanlık Hükümeti Rejimi” denilmektedir. Başkanın bu yetkileri karşısında yasama organının (kongre’nin) bağımsızlığı da teminat altına alınmıştır. Zira kuvvetli bir durumda olan icra organı karşısında, yasama organına bazı yetkiler verilmezse, o zaman yasama kolaylıkla icranın otoritesi ve tesiri altına girmiş olur. Bu bakımdan, Başkanın kanun teklif etme yetkisi olmadığı gibi, devlet bütçe sini hazırlamak yetkisi de yoktur. Hükümet ve idare faaliyetlerine istikamet vermek bakımından Kongre’nin haiz olduğu en mühim kuvvet bütçeye olan bir hâkimiyettir. Gerçi Hazine Bakanı, devleti ihtiyaçları hakkında kongreye rapor verir; fakat bu bütçe teklifi manasına gelmez. Başkanın bunca yetkilerini sınırlayan faktörlere gelince; Başkan kamuoyunun baskısı altındadır. Başkan kendisini tutan ve başarısını alkışlayan bir efkâr kütlesinin kuvvetine dayandığı gibi, tutmayan ve her hareketini acı acı tenkit eden diğer bir kütlenin de amansız hücumları karşısındadır. Gerçekten, Başkanın içinde oturduğu beyaz saray adeta camdan bir köşktür ve o bu köşkün içinde her taraftan kendisine atılan irili ufaklı taşların tehdidi altındadır. Şimdiye kadar üç başkan vazifesi sırasında öldürülmüştür. Amerika’da Başkanları hırsızlık, dinsizlik, sahtekârlıkla itham etmek haklarında savrulan küfürlerin oldukça hafiflerindendir. Başkan bütün bu muameleleri zoraki bir gülümsemeyle karşılamak durumundadır. Başkan Anayasanın sınırları içinde kalmaya mahkûmdur. Başkanın yetkileri geniş olmakla beraber, Anayasa onu sınırlamış ve vazifelerini açıkça göstermiştir. Amerikan Anayasası Başkana, icra ve idare sahasında, geniş yetkiler tanımıştır ve onu bu sahada tabiri caizse adeta demokratik bir hükümdar mevkiine çıkarmıştır. Fakat ona kanun yapma yetkisi vermemiştir. Ve bu suretle onu aslan postuna bürünmüş bir kuzu haline koymuştur. İşte Amerikan Anayasası gerek Başkana gerekse Kongreye bazı yetkiler vererek, böyle bir ihtilafı önlemeden ziyade çıkmasına engel olmak istemiştir.(Gözler Kemal,2004, s.82-5)

Başkanın kongreye karşı yetkileri:

Başkan kongreye rapor verir ve mesaj gönderir

*Başkanın veto hakkı vardır.

*Olağanüstü hallerde meclisleri toplantıya çağırır.

Kongrenin başkana karşı yetkileri:

Kanun çıkarmak yetkisi münhasıran kongre’ye aittir.

*Kongre başkanı suçlandırıp mahkûm edebilir.

*Kongre icra ve idare işleri hakkında tahkikat açar.

*Kongre bütçeye hâkimdir.

*Senato Amerikanın dış siyasetinde son karar merciidir.

*Başkanca yapılan tayinlerin tasdiki kongreye aittir.

        Bu sistemde asıl kuvvet ne başkanındır, ne de kongrenin; fakat kanun demek olan Anayasanındır. Başkan kongre ile mutabık kalmaya ve iyi geçinmeye fiilen (hukuken demiyoruz) mecburdur. Aksi takdirde başkanın yüksek kudreti yağmur altındaki tuz gibi erir. Ne başkan ne de bakanlar kanun yapma işinin hiç bir safhasına hiç bir şekilde karışmaz. Ne kanun teklif edebilirler ne de kongre’de kanun müzakerelerine iştirak edip ley ve aleyhte konuşabilirler. Gerçi başkan bu hususta el altından yahut mesajlar göndermek suretiyle kongreye tavsiye ve temennilerde bulunabilir, fakat kongreye kaleme alınmış bir kanun projesi gönderemez. Başkan kongreyi bir kanun yapmaya ve yapmamaya zorlayamaz. Fakat Başkan arzu ettiği bir kanunun çıkması ve arzu etmediğinin çıkmaması için kongreye tesir etme yoluna gidebilir. Nitekim çok kere başkanlar bu yola gitmişlerdir. Fakat kongre bu tesirlerin altında kalmamaktadır. Çıkarmak istediği kanunu, başkanın istememesine rağmen çıkarır. Başkan da bu kanunu ister istemez tatbike mecbur olur. Sonunda kötü duruma düşmemek için başkan çoğu kez bu yola gitmekten sakınır ve daha başta kongre ile dostça hareket etmeyi hem kendisi, hem de memleketi için hayırlı bulur. Bakanlar da kanun işlerine katılamazlar. Kongre’de resmen yerleri bile yoktur. Onlar kongrede gazeteciler, dinleyiciler gibi bulunurlar. Bununla beraber, dostça geçinmek şartı ile başkan kongreye müessir olabilir. Devlet işlerindeki tecrübesi ve halkın desteği sayesinde yasama faaliyetine istikamet verebilir. Özellikle başkanın mensup olduğu parti kongrede ekseriyete hâkim ise başkan kongreye çok daha etkili olabilir. Başkanın partisi Kongre’de çoğunlukta değilse durumu güçleşir. Bilindiği gibi Amerika’da kongre iki meclisten oluşmaktadır. Bunlardan Temsilciler Meclisinin süresi 2 yıldır. Başkanın süresi 4 yıldır. Bu bakımdan Başkan görevi sona erene kadar iki meclisle karşılaşmaktadır. İşte yapılan seçimde ekseriyet başka bir partiye geçmiş olabilir. Bu durumda Başkanın işi zordur.( Turan Mehmet,1993, s,32)

2.3 Kuvvetlerin Birbirini Kontrol Etmesi:

          Başkanlık hükümeti sisteminin dayanağı prensipleri: a- Sert bir kuvvet ayrılığı, Bunu İcra organının yasama organına üstünlüğü biçiminde belirledik. Bunlara ilave olarak bir diğer özellikte kuvvetlerin birbirini kontrol etmesidir. Meclisin hükümeti düşürme yetkisi olmadığı gibi, hükümetin de meclisin fesih yetkisi yoktur.

3.BAŞKANLIK HÜKÜMETİNDE YETKİLİ ORGANLAR

3.1 Başkan ve Seçimi                  

         Başkan iki dereceli seçimle göreve gelir. Her Federe devlet kongredeki temsilcileri kadar ikinci seçmeni seçebilmektedirler. Yani her federe devlet meclisindeki üye sayısı Senatodaki temsilciler sabit iki senatör sayısı ile seçime katılmaktadır. İkinci seçmenlerin sayısı toplam 538 üyeden ibarettir. Başkan bu ikinci seçmenlerin salt çoğunluğu ile seçilmektedir. Adaylardan herhangi biri bu çoğunluğu sağlayamadığı takdirde Federal Kongrenin Temsilciler Meclisi üç aday arasından en fazla oy alanı Başkan seçer; Senatoda en fazla oy alan iki aday arasından birini başkan yardımcısı olarak seçer. Şimdiye kadar yapılan Başkan seçimlerinden sadece ikisinde 1801 yılında Thomas Jefferson ve1825 yılında J. Quincy Adams için salt çoğunluk sağlanamadığından Temsilciler Meclisi kendilerini Başkan seçmiştir. Temsilciler Meclisinde Başkan seçimi yapıldığı zaman oylama federe devletlere göre yapılıp 50 federe devletten 26’sının oyunu alan aday başkan seçilmiş olur. İkinci seçmenler başlangıçta her federe devletin kongresi tarafından seçilirken, daha sonra halk tarafından genel oyla seçilmeleri yöntemine geçilmiştir.(Parti) Başkan adayı olabilmek için yasal olarak adayın asgari 35 yaşında ve 14 yıldan beri Amerikan Vatandaşı olması zorunluluğu vardır. Seçilen ikinci seçmenler partilerinin “başkan ve yardımcısı” ikilisine oy vermek zorundadırlar. Bu nedenle ikinci seçmenler belli olunca kimin başkan olacağı kesinleştiğinden, bu ikinci aşama Amerikan halkının önem vermediği bir formalite görüntüsü kazanmıştır. İkinci seçmenler kendi parti adaylarına oy vermek zorunda olduğundan, halk tarafından doğrudan seçilmiş sayılırlar. İkinci seçmenlerin kendi parti adaylarına zorunlu oy vermesi (emredici vekâlet) esası, Amerikan Federal Mahkemesi’nin 1952 tarihli kararı ile hukuken geçerli sayılmıştır. Başkan ve yardımcısının görev süresi 4 yıl olup, başkanın ikinci kez seçilmesi mümkündür. Anayasa 1947’de değiştirilmeden önce bir başkanın üst üste ikinci kez seçileceği konusunda hüküm yoktu. Anayasal teamüle uygun olarak başkanlar iki kez den fazla seçilmeyi kabul etmiyorlardı. Bu anayasal teamül Franklin D. Roosevelt 1940’da üçüncü kez, 1944’de 4. kez Başkan seçilince bozuldu. Bunun üzerine Truman zamanında 1947yılında yapılan 22. Anayasa değişikliği ile (düzeltmesi) bir başkanın birebirini izleyenimi dönemden fazla seçilmesi önlenmiştir. Fakat bir dönem ara verildikten sonra yeniden aday olabilmek mümkündür. Bu değişikliğin 1951’den itibaren geçerli olacağı da hükme bağlanmıştır.(Kuzu Burhan,1999)

3.2Başkan yardımcısı

           Başkan ile aynı zamanda aynı koşullar altında seçilen başkan yardımcısının çok silik bir rolü vardır. Ancak seçimlerde güçler dengesini ayarlamada ve çekmede işe yaraması İçin Başkan yardımcısının seçiminde şöyle bir yol izlenir: Başkan eğilim olarak sağda ise yardımcısı soldadır. Başkan adayı Kuzey Bölgesinden ise, yardımcısı Güney Bölgesindendir. Bu davranıştan amaç seçmenlerin çoğunluğunu sağlayabilmektir. Başkan yardımcısının önemli bir rolü, başkanın ölmesi, istifa etmesi veya görevlerini yerine getiremeyecek bir duruma düşmesi halinde başkanlık görevini yüklenmektedir. Roosevelt’in yardımcısı Truman, Kennedy’nin yardımcısı Johnson, ölüm dolayısıyla; Nixon’un yardımcısı Ford istifa nedeniyle başkan olmuşlardır. Ayrıca başkan yardımcısı Anayasa hükümleri gereğince senatonun başkanıdır. Ancak bu görevi sürekli yerine getirmediğinden senato kendisine bir başkan yardımcısı seçmektedir. Başkan yardımcısının özellikle İkinci Dünya Savaşından sonra ABD’nin dünya devleti görüntüsünü kazanmaya başlamasıyla, yabancı ülkelerle ilişkileri sıklaştırma konusunda başkan tarafından verilmiş bazı temsil görevleri de vardır. Başkanlığın her nasılsa boşalması durumunda onun yerine başkan yardımcısı başkan olmakta ve ilk seçimlerde partileri tarafından tekrar başkan adayı olmaları hemen, hemen mutlak olmaktadır. Örneğin Truman ve Johnson. Bu durum, son yirmi yıl içinde başkan yardımcılığına, daha önceye oranla büyük önem kazandırmıştır.(Soysal Tamer,1997 )

3.3 Kongre ve Seçimi

        Kongre üyeleri tek turlu basit çoğunluk esasına göre seçilmektedir (İngiltere’de olduğu gibi). Senatörlerin seçimi için her federe devletin sınırları bir seçim bölgesi sayılarak altı yıl için iki senatör seçilmektedir. Senato üyesi 100 kişidir). Ancak her iki yılda bir Senatonun 1/3’ü seçimle yenilenmektedir. Temsilciler için, her federe devletin çıkaracağı temsilciler kadar seçim bölgesi ihdas edilmektedir. (Dar bölgeli seçim). 538 Temsilciler Meclisi üyesi vardır. Senatör olabilmek için 30 yaşını doldurmuş olmak ve en az 9 yıldan beri Amerikan vatandaşı olmak gerekir. Temsilci olabilmek için de, 25 yaşını doldurmuş ve 7 yıldan beri Amerikan vatandaşı olmak zorunluluğu vardır.

3.4 Federal Mahkeme                                                                                                                      

           Federal Yüksek Mahkemenin yasaları denetleme yetkisi, aldığı kararlarla, kendisine anayasanın yorumlayıcısı görüntüsünü kazandırmıştır. Bu yoldan Anayasa zamanın koşullarına uygun bir biçimde yorumlanarak esneklik kazanmaktadır. Üyelerin yaşlılığı nedeniyle muhafazakâr görüntüsüne rağmen zencilerin hakları yönünden eşitliğin savunucusu olması, saygınlığı yanında siyasi etkinliğini de arttırmaktadır. Anayasa mahkemesinin bu gücünü aynı kuruma sahip diğer ülkelerde görmek imkânsızdır. Federal Yüksek Mahkeme, kaydı hayat şartıyla başkan tarafından tayin edilip Senatoca kabul edilen bir başkan ile sekiz yüksek dereceli hâkimden oluşan dokuz üyeli son karar mahkemesidir. Üyeler isterlerse 70 yaşına geldiklerinde, tam maaş ile emekliye ayrılabilirler. Üyelerin toplumdaki saygınlıkları büyük olup başkanın maaşına eşit maaşları vardır. Başkanı, protokol gereğince, ABD Başkanından sonra ikinci sıradadır. Diğer işler de temyiz mahkemesi niteliğinde. Karar altı üyenin katılımıyla alınır

 

BAŞKANLIK SİSTEMİNİN YAPISI VE İŞLEYİŞİ

Yürütme organını kişiliği ile somutlaştıran başkan kendisine verilmiş olan yetkileri gerektiği gibi yürütebilmek için güçlü bir organizasyona sahiptir. Başkan geniş çapta yürütme bürolarına maliktir. Beyaz Saray Ofisi, Bütçe Ofisi, İktisat Danışmanları Konseyi, Bilim ve Teknoloji Ofisi, Özel Temsil Edilme Ofisi (ticari görüşmelerde Başkanın temsil edilmesini sağlar), Milli Güvenlik Konseyi, İktisadi Sorunlar Ofisi, Planlama Ofisi. Başkana önerilerde yardımcı olma fonksiyonunu yerine getiren 12 bakanlık mevcuttur. Kabine, siyaset yapıcı bir organ olmayıp önerilerde başkanın dileklerine uygun harekeletmek zorundadır. Ancak, kabinenin oynadığı rol ve ağırlığı başkanların kişiliklerine göre değişmektedir. Başkanların kabineye karşı davranışları da değişik olmaktadır. Bazı başkanlar bakanlarla toplu olarak toplantılar yapmayı uygun gördüğü halde (ör. Eisenhower), bazıları bakanlarla tek, tek görüşmeyi tercih etmiştir (ör. Kennedy). Birinci şekilde kabine kurum olarak daha etkin ve önemli bir rol oynayabilmektedir. Bakanlar ve her bakanlığın üst kademelerine atamalar bizzat başkan tarafından yapılmaktadır.


 4.1      Başkanın Yetkileri

                                                                                                                                                                                                                                                                                             Başkan,  yürütme gücünü tamamıyla elinde bulundurmakla bir monarka benzetilebileceği gibi, yetkilerinin tamamıyla yürütme ile sınırlandırılmış olmasıyla, uygulayıcı pasif Başkanlara da benzetilebilir. Her şeyden önce başkan yürütme organının bütününü somutlaştırmak suretiyle temsil etmektedir. Yürütme gücü bizzat başkanın kendisine verilmiştir. Bu gücüyle yasaların iyi bir şekilde uygulanmasını ve Senatonun da onayını alarak memurların atanmasını sağlamaktadır. Sembolik bir işlev olarak milli birliği temsil etmektedir. Böylece, Başkan, hükümet şefi, parti lideri ve devleti temsil gibi üç fonksiyonu tekelinde bulundurmaktadır. Başkanın Kongre önünde siyasi sorumluluğu yoktur. Sadece cezai sorumluluğu vardır. “İmpeachment” gereğince Temsilciler Meclisi tarafından 1/3 çoğunlukla suçlanması ve Federal Yüksek Mahkeme başkanının Başkanlığında Senato tarafından muhakeme edilmesi gerekmektedir. Bu mekanizma şimdiye kadar bir kere 1868 yılında başkan A.Jackson’a karşı işletilmiş ve suçlama yersiz görülmüştür. Bu işlem için Senatonun 2/3 çoğunluğu gerekir. Bu ilk uygulamadan sonra ABD Kongresi bir daha bu yola başvurmamıştır. Cezai sorumluluk mekanizması ABD’de sürekli bir uygulamaya yol açabilseydi, bir zamanlar İngiliz siyasi hayatında olduğu gibi siyasi sorumluluk kurumu da oluşabilirdi. Zira parlamenter rejimde bakanların siyasi sorumluluğunun kaynağı, cezai sorumluluk olup, bunun yaptırımından kurtulabilmek için, bakanlar çekilmeyi tercih etmişler, böylece cezai sorumluluk zamanla siyasi sorumluluğa dönüşmüştür.

        Cezai sorumluluğun işletilebilmesi için Başkanın vatana ihanet, zimmete para geçirmek, ya da ağır suçlar nedeni ile itham edilmiş olması gerekir. Başkanlık hükümetinde devlet başkanı tıpkı parlamenter sistemde olduğu gibi sorumsuzdur. Yani seçilmiş olduğu müddet içinde düşürülemez, azledilemez. Bundan vatana ihanet hali hariçtir. Bu durumda temsilciler meclisinin 1/3 çoğunluğunun ithamı üzerine (savcı fonksiyonu) Senato 2/3 ile karar verir (hâkim fonksiyonu). Parlamenter sistemde devlet başkanın sorumsuzluğu, yetkisizliğin bir sonucu idi. Yetki olmayınca sorumlu tutmak insafsızlık olur. Hâlbuki bildiğimiz gibi başkanlık hükümeti sisteminde başkanın çok büyük yetkileri olduğu halde sorumsuzdur. Tek engel tekrar seçilmemek korkusu ile dikkatli olmasıydı. Fakat Anayasada 27 Şubat 1951’de yapılan 22. değişiklik ile ancak iki devre başkanlık yapılabilme hakkı tanındığı için bu engel de hafiflemiş gözükmektedir. Parlamenter sistemde devlet başkanı sorumsuz olduğu halde bunun sorumluluğu bir yerde yetkileri kullanan başbakanla bakanlara yüklenmiştir. Oysa başkanlık sisteminde başkan bilindiği gibi aynı zamanda başbakandır. Bakanlar da onun sekreteri durumundadır; onları istediği zaman azledebilir. Yani tüm bu yetkileri kendisi kullandığı halde sorumsuzdur. Başkanın atamaları Senatonun tasdikini gerektirir. Senatonun bu yetkisi başkanın lideri olduğu parti Senato’da çoğunluğu temsil etmediği durumlarda bile, genellikle başkanın atamalarını kabul etme yönünde kullanılmaktadır. Bu durumun çeşitli nedenleri vardır. Bir defa başkan genel oyla seçilmiş olmasına karşılık, senatörleri federe devletler seçmektedir. Partilerin disiplinsiz olmaları da etkilidir. Başkanın elinde bulunan çeşitli baskı aletleri-federal devlete arzu edilmeyen bir kimseyi seçmesi gibi- senatörler üzerinde belli ölçüde etkili olabilmektedir. Kaldı ki atamalar senatonun tasdikini gerektirdiği halde, azil için böyle bir şart yoktur. Nihayet, ABD’de Başkanlar, muhalefet partisinden bir iki kişiyi genellikle kabinesine üye olarak almaktadırlar. Başkan, askeri güçlerin başkumandanıdır. Çok önemli olan bu işlevi reel olarak kullanmakta ve en önemli stratejik kararlar kendisi tarafından alınmaktadır. En küçük rütbeli subaydan en büyük rütbeli subaya kadar hepsini başkan atayabilir. Dış siyaset alanında da Başkanın çok önemli görevleri vardır. Amerikan diplomasisinin şefi olup önemli kararları bizzat kendisi almaktadır. Elçileri ve Konsolosları bizzat kendisi atamaktadır. Devletleri tanıyabildiği gibi, antlaşmaları görüşerek daha sonra senato tarafından onaylanması kaydıyla imzalayabilmektedir.

       Başkanın bütün federal memurları atama ve azletme yetkisi yanında şef sıfatıyla, bütün servisleri denetleme ve en önemli kararları alma yetkisi de vardır.(A.Kan-S.Kolaç,1997, s.20)

5.TEMSİLCİLER MECLİSİNİN YETKİLERİ

         Mali yönü olan konuların önerisi temsilciler meclisinde yapılmaktadır. Bunun nedeni vergiyi federe devletlerin değil, vatandaşların ödemesidir. Ancak, Senato kendisine gelen mali yasayı kabul edip etmemekte serbest olup, normal yasa süreci uygulanır. Temsilciler Meclisi sadece önerme yetkisini elinde tutmaktadır. Başkanlık seçiminde ikinci seçmenler çoğunluğu sağlayıp Başkanı seçemezlerse üç aday arasından Başkanı seçme yetkisi. Ancak, siyasi gelişim bu yetkinin kullanılmasını önlemiş bulunmaktadır.

6. SENATONUN YETKİLERİ

        Senato, basit çoğunlukla başkanın atadığı bakanların, elçilerin ve yüksek rütbeli memurların atamalarını onaylama yetkisine sahiptir. Senato, bu yetkisini hemen, hemen daima olumlu kullanmaktadır.

*Başkanın yaptığı anlaşmaları 2/3 çoğunluk ile onaylama yetkisi vardır.

*İkinci seçmenlerin seçememesi halinde en çok oy alan iki aday arasından Başkan yardımcısını seçer.

7.PARLEMENTER SİSTEM

      Başkanlık sisteminin temel özelliklerini, işleyişini, güçlü ve zayıf yanlarını ele aldıktan sonra şimdi de parlamenter sisteminin işleyişini ele alacağız. Burada Türkiye’de hükümetlere istikrar ve etkinlik kazandırma sorununa parlâmenter sistem içinde çözüm aramadan önce, parlâmenter sistemin genel olarak güçlü ve zayıf yanlarını göreceğiz. Parlâmenter hükümet sistemi, yasama ve yürütme kuvvetlerinin birbirinden “yumuşak” şekilde ayrıldığı bir hükümet sistemidir. Bu sistemde, yürütme organı “iki-başlı (bicéphale)’dir. Bir yanda “devlet başkanı”, diğer yanda ise “hükümet (bakanlar kurulu)” bulunur. Devlet başkanı sorumsuzdur. Hükümet ise parlâmento karşısında sorumludur. Hükümet parlâmentonun içinden çıkar ve onun güvenine dayanır. Yani hükümet parlâmento tarafından güvensizlik oyuyla düşürülebilir. Buna karşılık, hükümet de, parlâmentoyu feshedebilir. Yani parlâmenter sistemde, yasama ve yürütme organları birbirlerinin hukuksal varlığına son verebilmektedirler. Parlâmenter hükümet sistemlerinde aynı kişi, aynı anda, hem yasama, hem de yürütme organında görev alabilir. Parlamenter hükümet sisteminde yasama ve yürütme organları arasında işbirliği vardır. Hükümet, yasama organının çalışmalarına katılabilir. Parlâmenter sistemin başlıca örnekleri, İngiltere, Almanya, İtalya ve Türkiye’dir.

8.BAŞKANLIK VE PARLAMENTER SİSTEMİN DEĞERLENDİRİLMESİ

8.1 Başkanlık Sisteminin Değerlendirilmesi

8.1.1 Güçlü Yanları

        Başkanlık sisteminin parlâmenter hükümet sistemine nazaran belli başlı üç üstünlüğünün veya güçlü yanının olduğu ileri sürülmüştür:

1.Başkanlık Sistemi İstikrarlı Bir Yönetim Yaratır .- Başkanlık sistemi taraftarlarına göre, başkanlık sistemi, istikrarlı bir yönetime yol açar. Bu iddia büyük ölçüde doğrudur. Çünkü başkanlık sisteminde başkan belli bir süre için seçildiğine ve bu süre içinde güvensizlik oyuyla görevden alınamadığına göre, başkanlık sisteminde hükümet krizlerinin ortaya çıkması ihtimal dışıdır. Keza, başkanlık sisteminde hükümet, tek bir kişiden oluştuğuna göre, bu sistemde koalisyon hükümetlerinin olması da söz konusu değildir.

2.Başkanlık Sistemi Güçlü Bir Yönetim Yaratır .- Başkanlık sistemi taraftarlarına göre, başkanlık sisteminin güçlü bir yönetime yol açar. Bu düşünce, şu üç argüman ile desteklenmektedir:

a)Genellikle devletin tek kişi tarafından daha güçlü bir şekilde yönetileceği kabul edilir. Bu çok eski bir düşüncedir. Hamil ton, iyi hükümetin başlıca özelliğinin yürütmede enerji, yürütmede enerjinin ise tek kişi tarafından sağlanacağını söylemiştir. Hamilton’a

göre iki veya daha çok kişinin ortak bir işe giriştikleri veya ortak bir amaç peşinde koştukları hallerde, daima görüş ayrılığı tehlikesi vardır. (Erdoğan Mustafa,1996) b)Başkanlık sisteminin daha güçlü bir yürütme yarattığı iddiası lehine sürülen ikinci argüman, başkanın doğrudan doğruya halk tarafından seçilmesidir. Doğrudan doğruya halk tarafından seçilmiş olma, başkana büyük bir saygınlık ve meşruluk kazandırır. Halk tarafından seçilme, başkanın kendisini psikolojik olarak daha güçlü konumda hissetmesine yol açar.

c)Üçüncü argümana göre, başkanlık sisteminde, başkanın görev süresi boyunca yasama organı tarafından görevden alınamaması da başkana büyük bir güç kazandırır. Ne olursa olsun, dört ya da beş yıl boyunca görevde kalacağını bilen başkan, korkmadan politikasını uygulayabilir.( A.Kan- S.Kolaç,1997,s. 16)

3.Başkanlık Sistemi Demokratik Bir Yönetim Yaratır .- Başkanlık sistemi taraftarlarına göre, başkanlık sistemi, parlâmenter sisteme nazaran demokratik değerlere daha uygun bir sistemdir. Bu iddia, şu üç argümana dayandırılmaktadır:

a)Başkanın doğrudan doğruya halk tarafından seçilmesi, başkanlık sistemine tartışılmaz

Yorum Yaz